Toros Mah. Atatürk Bulvarı No:52 — Konyaaltı / Antalya avalpergermen@gmail.com +90 553 772 76 01 TR/EN
AGAlper GermenHukuk Bürosu Randevu Al TR/EN
Ana Sayfa — Hukuki Makaleler — Hukuk Davalarında Duruşma Takvimi, E-Duruşma ve İstinaf Sonrası Temyiz

— Usul Hukuku

Hukuk Davalarında Duruşma Takvimi, E-Duruşma ve İstinaf Sonrası Temyiz

31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun beş maddesini değiştirerek davanın hızına ve kanun yoluna doğrudan etki eden kurallar getirdi. Duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç ayı aşamayacak; ses ve görüntü nakliyle duruşmaya katılanlar bakımından imza kuralı yumuşatıldı; davaların birleştirilmesi ve ayrılması kararlarına karşı kanun yolu ile istinaf sonrası temyizin sınırları yeniden düzenlendi.

Değişiklikler, 12. Yargı Paketi olarak anılan 7589 sayılı Kanunun 21 ilâ 25. maddeleriyle geldi. Kanun 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.

Bu yazı, paketin ceza ve icra ayaklarını değil, doğrudan hukuk yargılamasının işleyişini ilgilendiren beş maddesini ele alıyor. Bu maddeler, bir davanın ne kadar süreceği ve hangi aşamada kesinleşeceği sorularına verilen cevabı değiştirmektedir.

Bir maddenin yürürlük tarihi diğerlerinden farklıdır; bu ayrım yazının sonunda ayrıca belirtilmiştir. Büronun çalışma alanları çalışma alanları sayfasında yer almaktadır.

Düzenlemenin resmî metni için Resmî Gazete'de yayımlanan metin incelenebilir.

Duruşmalar arasındaki süre üç ayı aşamaz

Kanunun 21. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 147. maddesine üçüncü fıkra eklendi. Yeni kural açıktır: duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz.

Kuralın bir istisnası vardır. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.

İstisnanın iki unsuru birlikte aranır: hâlin zorunlu olması ve hâkimin bunun gerekçesini belirtmesi. Gerekçe gösterilmeksizin üç ayı aşan bir duruşma günü verilmesi, kuralla bağdaşmayacaktır.

Pratik sonuç, özellikle bilirkişi raporu beklenen dosyalarda duruşma aralıklarının kısalmasıdır. Tarafların delil listesini ve bilirkişiye yöneltilecek soruları eksiksiz ve zamanında sunması, bu takvim içinde daha da önemli hâle gelmektedir.

E-duruşmada elle imza kuralı yumuşatıldı

Kanunun 22. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 149. maddesine yeni bir fıkra eklendi. Bu fıkra, ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilen kişileri ilgilendirir.

Kurala göre bu kişiler hakkında, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmaz. Yani çevrim içi katılan tarafın veya vekilin her işlem için fiziken imza atması aranmaz.

Ancak istisna listesi dardır ve önemlidir. Şu hâllerde elle imza kuralı uygulanmaya devam eder: ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma.

Bu ayrım mantıklıdır: sayılan işlemlerin tamamı davanın esasını doğrudan ve çoğu zaman geri dönülemez biçimde etkileyen tasarruflardır. Kanun koyucu, usul kolaylığını bu işlemler bakımından uygulamamıştır.

Bu madde diğerlerinden farklı bir tarihte yürürlüğe girmiştir; ayrıntı aşağıdaki yürürlük bölümünde yer almaktadır.

Davaların birleştirilmesi: bağlayıcılık netleşti

Kanunun 23. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi değiştirildi. Yeni cümleye göre ilk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.

Değişiklik, bağlayıcılığın hangi andan itibaren doğduğunu netleştirmektedir: kararın verilmesi değil, kesinleşmesi esas alınır.

Bu, uygulamada birleştirme kararına karşı kanun yoluna başvurulan hâllerde ortaya çıkan belirsizliği gidermeye yöneliktir.

Birleştirme ve ayırma kararlarına karşı kanun yolu

Kanunun 24. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 168. maddesi tümüyle yeniden yazıldı ve iki fıkraya ayrıldı.

Birinci fıkraya göre, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir.

İkinci fıkra farklı bir rejim öngörür. İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir.

Fıkranın son cümlesi bir sınır çizmektedir: bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenmesi; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.

Uygulamadaki karşılığı şudur: birleştirme veya ayırma kararına yönelik itiraz, hükümle birlikte ileri sürülse dahi tek başına kararın kaldırılması ya da bozulması sonucunu doğurmayacaktır.

İstinaf sonrası temyiz: sınırlar yeniden çizildi

Kanunun 25. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesine üçüncü fıkra eklendi. Fıkra, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında karar verdiği hâli düzenler.

Kurala göre bu kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmının, miktar veya değeri itibarıyla 341. maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen parasal sınırın üzerinde olması hâlinde temyiz edilebilir.

İki istisna sayılmıştır. Birincisi: birinci fıkradaki temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesi kararı ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, 341. maddenin ikinci fıkrasındaki parasal sınırı geçmemesi hâlinde temyiz yoluna başvurulamaz.

İkincisi: temyiz sınırının altında kalan ve bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlinde de temyiz yolu kapalıdır.

Düzenlemenin mantığı, istinafla ilk derece arasındaki farkın küçük olduğu ve uyuşmazlığın yalnızca gider kalemlerine indiği hâllerde dosyanın Yargıtaya taşınmasını önlemektir.

Hangi madde ne zaman yürürlüğe girdi?

Kanunun yürürlük maddesi bu beş madde bakımından ikili bir tablo ortaya koymaktadır.

Duruşmalar arasındaki süreye, davaların birleştirilmesine ve ayrılmasına ve istinaf sonrası temyize ilişkin maddeler, yani 21, 23, 24 ve 25. maddeler, yayımı tarihinde yani 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girmiştir.

Ses ve görüntü nakliyle duruşmaya katılmayı düzenleyen 22. madde ise yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra yürürlüğe girmiştir.

Bu ayrımın atlanması, e-duruşmada yapılan bir işlemin geçerliliği tartışmasına yol açabilir; bu nedenle işlemin tarihi ile maddenin yürürlük tarihi birlikte kontrol edilmelidir.

Taraflar için pratik sonuçlar

Üç ayı aşmayan duruşma aralığı kuralı, dosyanın hazırlık yükünü öne çekmektedir. Bilirkişi incelemesi beklenen dosyalarda itirazların ve ek soruların gecikmeden sunulması, kısalan takvimin avantajını korumak bakımından önem taşır.

Kanun yolu tarafında ise tablo daralmaktadır. Birleştirme ve ayırma kararları tek başına kaldırma veya bozma sebebi sayılmadığından, bu tür itirazların esas hakkındaki savunmayla birlikte ve somut bir hak kaybına bağlanarak ileri sürülmesi gerekir.

İstinaf sonrası temyizde ise belirleyici olan, bölge adliye mahkemesi kararı ile ilk derece kararı arasındaki farkın parasal sınırı geçip geçmediğidir. Bu hesap, temyiz süresi işlemeye başlamadan yapılmalıdır.

Antalya'da görülen dosyalarda istinaf incelemesi Antalya Bölge Adliye Mahkemesi hukuk daireleri tarafından yürütülür. İcra takibinden doğan uyuşmazlıklarda izlenen yol için Antalya icra avukatı, taşınmaz uyuşmazlıkları için Antalya gayrimenkul avukatı sayfası incelenebilir.

Sık sorulan sorular

Aşağıdaki sorular bu düzenlemeye özgüdür; büroya sıkça yöneltilen genel sorular sık sorulan sorular sayfasında yer alır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 147. maddesine eklenen fıkra uyarınca duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşmaya katılanlar hakkında elle atılan imzaya ilişkin hükümler kural olarak uygulanmaz. Ancak ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma hâlleri bu kuralın dışındadır.

Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir.

İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna ancak hükümle birlikte gidilebilir. Bu husus tek başına kaldırma veya bozma sebebi teşkil etmez.

Hayır. Bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın kabul veya red edilen kısmının parasal sınırın üzerinde olması gerekir. İki hâlde temyiz kapalıdır: iki karar arasındaki farkın parasal sınırı geçmemesi ve kararın yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması.

Duruşma aralığı, birleştirme-ayırma ve istinaf sonrası temyize ilişkin maddeler 31 Temmuz 2026'da; ses ve görüntü nakliyle duruşmaya katılmaya ilişkin madde ise yayımı tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girmiştir.

Kanunda bu madde için ayrı bir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Duruşma günü tayini yargılamanın yürütülmesine ilişkin bir işlem olduğundan, kural yürürlükten sonra verilecek duruşma günleri bakımından gündeme gelir; somut dosyadaki uygulama mahkemenin takdirine göre şekillenir.

Bu beş madde birlikte okunduğunda ortaya çıkan yön açıktır: yargılamanın süresi kısaltılmakta, buna karşılık kanun yolu daraltılmaktadır. İki eğilim birlikte, ilk derece aşamasında yapılan hazırlığın ağırlığını artırmaktadır.

Devam eden bir dosyanın bu kurallardan nasıl etkilendiğine ilişkin değerlendirme için iletişim sayfası üzerinden büroya ulaşabilirsiniz.